İlk filmdeki düşük bütçesine rağmen çok önemli bir başarı yakalayınca seriye dönüşen yapımın ikinci filmi Dağ aksiyon, savaş kategorisindeki en iyi yapımlarımızdan birisi oldu. Dağ 2 için yapılabilecek ilk değerlendirme çok muhteşem bir yapım olmasa da sinemadaki gelişimimiz için umut gösteren nadir ve hatta alanındaki tek film konumunda bulunuyor. Tabii ilk Dağ’ ın ve milliyetçi duygulara odaklı asker filmlerinin bu ciddiyette yapımının önünü açan Nefes: Vatan Sağolsun filmlerini göz ardı etmemek gerek.

Filmin en önemli özelliklerinden birisiyse Türk sinemasında daha önce görmediğimiz bir iş ciddiyeti. Çünkü filmde rol alan tüm askerler 3 aylık son derece ciddi bir askeri eğitime tabii tutulmuş. Ayrıca söylemek gerek ki Genel Kurmay Başkanlığı tarafından destek verilmesi de filmin değerini arttırmış. Helikopter sahnelerinden, obüs atışlarına kadar pek çok açıdan Genel Kurmay’ ın önemli desteği bulunuyor.  Ancak tabii ki bu denli önemli destek almasına rağmen bu desteğin sinemada değerlendirilmesi ve mevcut Türk sinema sektörünün imkanlarının bu kategoride ciddi yapımlara imza atan başta Hollywood olmak üzere pek çok dünya sinemasına fark yaratacak bir yapımdan ziyade neredeyse onlara yetişecek kapasitede bir film olduğunu söylemek gerekiyor.

Sinemamızda Bir Dönemi Geride Bıraktığımızın Göstergesi Bir Film

Yapımın en önemli şanslarından birisi de yapımın mimarı ve her şeyi olan Alper Çağlar. Çağlar, senaryo, yönetmenlik, kurgu, oyuncu eğitimi ve drone operatörlüğüne kadar filmin her köşesinde yer alarak, her yönüyle kaliteli bir yapım ortaya çıkarmaya çalışan bir isim.

Devam filmi olması nedeniyle önce Dağ 1’i izlemenizi öneriyorum. Çünkü ikinci filmde Çağlar Ertuğrul’ un canlandırdığı Oğuz karakteriyle, Ufuk Bayraktar’ ın canlandırdığı Bekir karakterleri Özel Kuvvetler’ e katılıyor ve buradaki ilk eğitimlerinden, ilk görevleri dahil olacak bir süreç anlatılıyor.

Sınır ötesinde İŞİD tarafından rehin alınmış olan Türk bir gazeteciyi kurtarma görevini alan ekibin öyküsü etkileyici ve duygusal flashbackler ile izleyiciye tanıtılıyor. Filmin kadrosunda Murat Arkın, Ahu Türkpençe, Murat Serezli, Emir Benderlioğlu ve Atılgan Gümüş gibi Türk sinemasının usta isimleri de yer alıyor. Milliyetçilik duygularının sonuna kadar kabardığı, son derece duygusal ve gururlandıran bir tür askeri propaganda filmi olarak da tanımlansa da umarım Türk sinemasında bu tür yapımlardan daha çok olur ki sinemanın gelişiminden, ulus ve vatan bilincinin unutulmaması açısından çok önemli.

 

 

Bir cevap yazın